100471 İleti 1642 Konu - Gönderen: 8961 Üye - Son Üye: aragorn

Gönderen Konu: Çanakkale Şehitlerimiz  (Okunma sayısı 4913 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Headbangerzzz
  • Ultra Malt Fan
  • *
  • İleti: 838
  • Popülerlik: 0
Ynt: Çanakkale Şehitlerimiz
« Yanıtla #15 : 02 Temmuz 2007, 23:24:28 »
0
Bu vatana hizmet etmiş tüm şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Bugün bu topraklarda özgürce yaşamamızı sağlayan bizlere herşeyini feda etmiş insanların değerlerini bilelim. Bunu tüm dünyaya yayalım ve bir daha asla böyle birşeye tenezzül bile edemeyeceklerini tekrar tekrar kafalarına kazıyalım. Bunu bu konularda pasif kalmakla değil her yönden akılcı ataklarla yapalım.Bunu yapılması için elbetteki sözlerimiz yeterli olmayacak. Faaliyete geçebilecek projeler üretelim Yalnız bunların yapımı tabi ki yüksek mercilerin istekleriyle olacak bu ülkeye saygısı olan o yüce kurumların başında oturanlar şehitlerimizin bizlere emanet ettiği ülkeyi yönetme seviyesinde oraya ulaşabilmiş ve bunu fazlasıyla haketmiş yüce kişiliklerin iradeleriyle olacak... Bunu başarabilmiş başarmak isteyen insanların orada kalması gerekir ki ben böyle yüce kişiliklere rastladığımı sanmıyorum artık uyanıp her yönden atak yapmamız gerekirken pasif ve ileriyi düşünmeyen insanlarla aynı yerde sayıp durmamalıyız...Uyanıp Yerimizden kalkıp YÜCE ATATÜRK'ün ve aziz şehitlerimizin isteklerini yapmalıyız...Bunun için o ileriyi hep görmüş insanın izinden yürüyüp ülkemizi hep onun söylediği gibi Muassır Medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarmalıyızzz.Bunu yaparken ülkemizin büyüklüğünü de herkese göstermeli O yüce kişiliğin yaptığı gibi ileriye atak yapmalıyız Şehitlerimizin hakkını vermeliyiz...
"HUZURLU GENÇLER ÖRGÜTÜ"
 ...Come As You Are...

alicetin
  • Vazgeçilmez Fan
  • *
  • İleti: 3823
  • Popülerlik: 0
Ynt: Çanakkale Şehitlerimiz
« Yanıtla #16 : 15 Temmuz 2007, 21:31:50 »
0
şuanki durumumuz onların eseridir.eğer yaşıyorsak eğer mutluysak eğer bağmsızsak onlar sayesinde...saygıyla ve rahmetle anıyoruz hepsini

rarely
  • Vazgeçilmez Fan
  • *
  • İleti: 1168
  • Popülerlik: 0
    • rarely
Ynt: Çanakkale Şehitlerimiz
« Yanıtla #17 : 19 Temmuz 2007, 00:25:42 »
0
çanakkale ye gidip oraları gezmek tüylerimi ürferdirdi o zamanları gözümde canlandırdım içim sanki parçalanıyordu teker teker parçalarım bütünden,benden ayrılıyoru
ediyesel titinet

GöZdE
  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 46
  • Popülerlik: 0
Ynt: Çanakkale Şehitlerimiz
« Yanıtla #18 : 25 Ağustos 2007, 12:58:36 »
0
mekanları cennet olsun!

rOcK789
  • Mega Malt Fan
  • *
  • İleti: 331
  • __________________________________________________
  • Popülerlik: 0
Ynt: Çanakkale Şehitlerimiz
« Yanıtla #19 : 12 Eylül 2007, 14:51:40 »
0
amin inşallah :( bnde sehit olurum elimden geleni yapıjamm ::) :'(
böÖöÖöÖöÖöÖöÖöÖöÖöÖöÖöÖöÖöÖöÖöÖöÖöÖöÖöÖöÖöÖöÖöÖöÖöÖö!..
sana diormm lan ses wersenee........

peri_kız
  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 5
  • Popülerlik: 0
Ynt: Çanakkale Şehitlerimiz
« Yanıtla #20 : 19 Eylül 2007, 18:24:19 »
0
ERKEK DEĞİLİM AMA VARIM VATAN İCİN ŞEHİT OLMAYA                                                                                                       

rodyan
  • Ultra Malt Fan
  • *
  • İleti: 638
  • '''kalabalıktan kaçan, yanlızlıktan dem vuran'''
  • Popülerlik: 0
Ynt: Çanakkale Şehitlerimiz
« Yanıtla #21 : 21 Eylül 2007, 00:51:48 »
0
headbangers!! 
'' bir daha asla böyle birşeye TENEZZÜL bile edemeyeceklerini tekrar tekrar kafalarına kazıyalım.''
 cümlendeki  'tenezzül' kelimesini  değiştirmek lazım ..  bu toprakları  elimizden almaya çalışmaya bile tenezzül etmeyecek olmaları mantık dışı çünkü..  bu her zaman onların hayallerini süsleyecek unutmamalıyız.. 
 
  bir daha böyle bişeye cesaret edemeyeceklerini tekrar tekrar kafalarına kazıyalım... demeliyiz..
 
  ayrıca  herkes şehit olmaktan bahsetmesin..  Şehid olanlar biz huzur içinde yaşayalım diye savaştılar..  O savaşın ne anlama geldğini unutmuş gibi,  ölmeye hevesli görünmek kadar aptalca bişey olamaz.. savaş özgürlük için verilir.. özgür insan  şehit olmak için can atmaz.. deli edebiyatı yapmayın... sanki ölmek , şehid olmak için savaşmayı ister gibi bir haliniz var.. savaş  özgürlük ve  yaşam uğruna verilirse anlamlıdır.. ölmek için savaşanlar ancak o delirmiş intihar komandolarıdır... Mustafa Kemalin Türkiye cumhuriyeti için arzuladı çağdaş uygarlık düzeyine ancak bu mantıkla ulaşılabilir..  Gitar elinde fantastik hayaller içinde olan  gençler nasıl gaza  gelip şehitlikten bahsediyolar ve komik görünüyorlar farkında değiller..
Şarap küpü önüne serdik seccademizi; 
Şarap yakutuyla adam ettik kendimizi; 
Umudumuz, meyanede yeniden bulmak 
Camide, medresede  yiten günlerimizi.

nonconformıst
  • Vazgeçilmez Fan
  • *
  • İleti: 1768
  • Popülerlik: 0
Ynt: Çanakkale Şehitlerimiz
« Yanıtla #22 : 24 Eylül 2007, 15:32:03 »
0
BİR ÇANAKKALE ŞEHİDİNİN SON MEKTUBU
.
 .
 
Valideciğim,

Dört asker doğurmakla müftehir şanlı Türk annesi!
Nasihat-amiz mektubunu, Divrin Ovası gibi güzel, yeşillik bir ovacığın ortasından geçen derenin kenarındaki armut ağacının sayesinde otururken aldım. Tabiatın yeşillikleri içinde mest olmuş ruhumu bir kat daha takviye etti. Okudum, okudukça büyük dersler aldım. Tekrar okudum. Şöyle güzel ve mukaddes bir vazifenin içinde bulunduğumdan sevindim. Gözlerimi açtım, uzaklara doğru baktım. Yeşil yeşil ekinlerin rüzgara mukavemet edemeyerek eğilmesi, bana, annemden gelen mektubu selamlıyor gibi geldi. Hepsi benden tarafa doğru eğilip kalkıyordu ve beni, annemden mektup geldi diyerek tebrik ediyorlardı.

Gözlerimi biraz sağa çevirdim güzel bir yamacın eteklerindeki muhteşem çam ağaçları kendilerine mahsus bir seda ile beni tebşir ediyorlardı. Nazarlarımı sola çevirdim cığıl cığıl akan dere, bana validemden gelen mektuptan dolayı gülüyor, oynuyor, köpürüyordu... Başımı kaldırdım, gölgesinde istirahat ettiğim ağacın yapraklarına baktım. Hepsi benim sevincime iştirak ettiğini, yaptıkları rakslarla anlatmak istiyordu. Diğer bir dalına baktım, güzel bir bülbül, tatlı sedasile beni teşhir ediyor ve hissiyatıma iştirak ettiğini ince gagalarını açarak göstermek istiyordu.

İşte bu geçen dakikalar anında, hizmet eri:
-Efendim, çayınız, buyurunuz, içiniz, dedi.
-Pekala, dedim. Aldım baktım, sütlü çay...
-Mustafa bu sütü nereden aldın? dedim.
-Efendim, şu derenin kenarında yayıla yayıla giden sürü yok mu?
-Evet, dedim. Evet ne kadar güzel.
-İşte onun çobanından 10 paraya aldım.

Valideciğim, on paraya yüz dirhem süt, hem de su katılmamış. Koyundan şimdi sağılmış, aldım ve içtim.

Fakat bu sırada düşünüyorum. Ben validemin sayesinde onun gönderdiği para ile böyle süt içeyim de, annem içmesin, olur mu? Şevket neden içmiyor?

Fakat yukarıdaki bülbül bağırıyordu: "Validen kaderine küssün, ne yapalım. O da erkek olsaydı, bu çiçeklerden koklayacak, bu sütten içecek, bu ekinlerin secdelerini görecek ve derenin aheste akışını tetkik edecek ve çıkardığı sesleri duyacak idi."

Şevket merak etmesin, o görür, belki de daha güzellerini görür.

Fakat valideciğim, sen yine müteessir olma. Ben seni, evet seni mutlaka buralara getireceğim. Ve şu tabii manzarayı göstereceğim. Şevket, Hilmi de senin sayende görecektir.
O güzel çayırın koyu yeşil bir tarafında, çamaşır yıkayan askerlerim saf saf dizilmişler. Gayet güzel sesli biri ezan okuyordu.

Ey Allah'ım, bu ovada onun sesi be kadar güzeldi. Bülbül bile sustu, ekinler bile hareketten kesildi, dere bile sesini çıkarmıyordu.
Herkes, her şey, bütün mevcudat onu, o mukaddes sesi dinliyordu. Ezan bitti. O dereden ben de bir abdest aldım. Cemaat ile namazı kıldık. O güzel yeşil çayırların üzerine diz çöktüm.

Bütün dünyanın dağdağa ve debdebelerini unuttum.
Ellerimi kaldırdım, gözlerimi yukarı diktim, ağzımı açtım ve dedim :
-Ey Türklerin Ulu Tanrısı! Ey şu öten kuşun, şu gezen ve meleyen koyunun, şu secde eden yeşil ekin ve otların, şu heybetli dağların Halkı! Sen bütün bunları Türklere verdin. Yine Türklerde bırak. Çünkü böyle güzel yerler, seni takdis eden ve seni ulu tanıyan Türklere mahsustur.

"Ey benim Yarabbim! Şu kahraman askerlerin bütün dilekleri; ism-i celalini İngilizlere ve Fransızlara tanıtmaktır. Sen bu şerefli dileği ihsan eyle, ve huzurunda titreyerek, böyle güzel ve sakin bir yerde sana dua eden biz askerlerin süngülerini keskin, düşmanlarını zaten kahrettin ya, bütün bütün mahveyle!"

Diyerek bir dua ettim ve kalktım. Artık benim kadar mes'ut, benim kadar mesrur bir kimse tasavvur edilemezdi.

Dünyanın en güzel yerleri burası imiş. Yalnız bu memleketlerde düğün olmuyor. İnşallah düşman asker çıkarır da, bizi de götürürler, bir düğün yaparız, olmaz mı?

Kadir'e mektup yazdım.

Valideciğim, evdeki senet vesaireyi kimselere kat'iyyen vermeyin ve sorarlarsa biz bilmiyoruz deyin.

Çantayı al, sandığa koy. Ben sana vaktiyle anlatmış idim., bu dünya böyledir.

Fakat sen merak etme. O parayı vermese, adliyedeki adam vermezdi. Hani nasıl aldık. Yalnız zaman ister.

Valideciğim, çamaşır falan istemem, paralarım duruyor, Allah razı olsun.

Oğlun
Hasan Etem
4 Nisan 1331
(17 Nisan 1915)


AZMAN DEDE
 
    Azman Dede Balıkesir`de son gömdüğümüz Çanakkale gazisi İvrindi'nin  Mallıca köyünden 104 yaşında Azman Dede idi. Gençliğinde iki metreyi aşkın boyu,dev görünümüyle insan azmanı sayılmış herkes ona azman demeye başlamış,soyadı kanunu çıkınaca da Azman soyadını almıştı. Esas ismi adeta unutulmuştu.Yıllar önce bir yerel ara ştı rma sıras ında Mallıca köyü kahvesinde kendisiyle görüştüm. Kulakları ağır işitiyordu. Köylülerden biri yardımcı oldu. Benim sorduklarımı kulağına bağıra bağıra söyledi. Onun sesine alışkın olduğundan anladı. sordukları mı cevapladı . Söz Çanakkale`ye geldiğinde o koca ihtiyar sarsıla sarsıla, hıçkırıklar içinde ağlamaya başladı. Kendi zor duyduğu için kan çanağına dönen gözleriyle bize de duyurmak için bağıra bağıra anlatmaya başladı : -"Bir hücum sırasında bölük erimişti. Yüzbaşı telefonla takviye istedi. Gece yarısı siperleri takviye için istediğimiz askerler geldi. Hepsi askere alınmış gencecik insanlardı. Ama içlerinde daha çocuk denecek yaşta üç-dört asker vardı ki hemen dikkatimizi çekti. Bölüğü düzene soktum.Yüzbaşı gelenlerle tek tek ilgileniyor, karanlıkta el yordamıyla üstlerini başlarını düzeltiyor, sabah yapılacak olan süngü hücumuna hazırlıyorduSıra oçocuklara geldiğinde, o cıvıl cıvıl şarkı söylerek gelen çocuklar birden çakı gibi oldular. Yüzbaşı sordu; "Yavrum siz kimsiniz?",içlerinden biri; "Galatasaray Mektebi Sultanisi talebeleriyiz Vatan için ölmeye geldik!.." diye cevap verdi. Gönlüm akıverdi o çocuklara. Bu savaş için çok küçüktüler. Daha süngü tutmasını bile bilmiyorlardı. Onlarla ilgilendim. "Mermi böyle basılır. Tüfek şöyle tutulur. Süngü böyle takılır. Düşmana şöyle saldırılır!.." diye. Onları karşıma alıp bir bir gösterdim. Siperlerin arkasında ay ışığında sabaha kadar talim yaptık.Gün ışımadan biraz dinlensinler diye siperlere girdik. Ortalık hafif aydınlanır gibi olunca hep yaptıkları gibi düşman gemileri gelip siperlerimizi bombalamaya başladı lar. Yer gök top sesleriyle inliyordu.Her mermi düştüğünde minare gibi alevler yükseliyor birgün önce öylenlerinkol, bacak, el, ayak gibi parçaları havaya kalkan toprakla siperlere düşüyordu. Mermiler üzerimizden ıslık çalarak geçiyordu. Siperler toz duman içinde kalmıştı. Bir ara yüzbaşı "Azman yandık!.." diye siperin köşesini işaret etti. O şarkı söyleyerek sipere gelen, sanki çiçek toplarmış gibi neşeli olan o çocuklar siperin bir köşesinde sanki bir yumak gibi birbirine sarılmış tir tir titriyorlardı. Çocuklar harbin gerçeği ile ilk defa karşılaşıyorlardı. Ürkmüşlerdi. Yüzbaşı yandık demekte haklıydı. Muharebede bir ürküntü panik meydana getirebilirdi. Tam onlara doğru yaklaşırken içlerinden biri avaz avaz bir marş söylemeye başladı!..
   
      Annem beni yetiştirdi bu yerlere yolladı,
      Al sancağı teslim etti Allah'a ısmarladı.
      Boş oturma çalış dedi,hizmet eyle vatana,
      Sütüm sana helal olmaz saldırmazsan düşmana.
 
  Baktım hemen biraz sonra ona bir arkadaşı daha katıldı. Biraz sonra biri daha... Marş bitiyor yeniden başlıyorlar. Bitiyor bir daha söylüyorlar.Avaz avaz!.. Gözleri çakmak çakmak... Hücum anı geldiğinde hepsi süngü takmış, tüfeklerine sımsıkı sarılmış, gözleri yuvalarından fırlamış dişler kenetlenmiş bekliyorlardı . O an geldi. Birden yüzbaşı "Hücum!.."diye bağırdı. Bütün bölük, bütün tabur, bütün alay cephenin her yerinden fırladık. İşte tam o anda, tam o anda, o çocuklar kurulmuş gibi siperlerden fırlayıverdiler. İşte o an. Tam o an bir makinalı yavruları biçiverdi. Hepsi sipere geri düştüler. Kucağıma dökülüverdiler.Onların o gül gibi yüzleri gözümün önünden gitmiyor. Hiç gitmiyor!.. İşte ben ona ağlıyorum, o çocuklara ağlıyorum!.."Azman dede ağlıyordu. Ben ağlıyordum. Kahvede kim varsa ağlıyordu.Kahveci gözyaşları içinde bize çay getirdi. Eğildi;"Azman dede hep ağlar. Niye ağladığını bugün ilk defa anlattı ."Dedi.

C. Bayar Üniversitesi Öğrenci Konseyi'nin hazırladığı Çanakkale adlı kitapçıktan.


(alıntıdır)
Gördüğümü görecekler diye ödüm geriliyor

nonconformıst
  • Vazgeçilmez Fan
  • *
  • İleti: 1768
  • Popülerlik: 0
Ynt: Çanakkale Şehitlerimiz
« Yanıtla #23 : 24 Eylül 2007, 15:34:30 »
0
Üst teğmen Faruk cepheye yeni gelen askerleri kontrol ediyor bir taraftan da onlarla laflıyordu nerelisin gibi sorular soruyordu. Bir ara saçının ortası sararmış bir çocuk gördü. Merakla:

- 'Adın ne senin evladım?' der. Çocuk :

- 'Ali ' diye cevap verir.

- 'Nerelisin? 'der. Ali :

- 'Tokat Zilede'nim' der.

- 'Peki evladım bu kafanın hali ne?' Ali :

- 'Anam cepheye gelirken kına yaktı komutanım.' der.

- 'Neden? 'der komutan. Ali :

- 'Bilmiyorum komutanım' der:

- 'Peki gidebilirsin Kınalı Ali' der.

O günden sonra herkes ona Kınalı Ali der. Herkes kafasındaki kınayla dalga geçer. Kısa sürede cana yakın ve cesur tavırlarıyla tüm arkadaşlarının sevgisini kazanır. Bir gün ailesine mektup yazmak ister. Ali'nin okuma yazması da yoktur. Arkadaşlarından yardım ister ve hep beraber başlarlar yazmaya. Ali söyler arkadaşları yazar:

- 'Sevgili anne babacım ellerinizden öperim ben burada çok iyiyim beni merak etmeyin' diye başlar. Kız kardeşini kendinden bir küçük erkek kardeşini sorar köyündekilerin burnunda tüttüğünü yazdırır. Kendilerini merak etmemesini kendileri var oldukça düşmanın bir adım bile ilerleyemeyeceğini yazdırır. Gururla mektubu bitirir neden sonra aklına gelir ve yazının sonuna anasına NOT düşer: Alinin kendisinden hemen sonra askere gelecek bir kardeşi daha vardır.

- 'Anacağım kafama kına yaktın burada komutanlarım ve arkadaşlarım benle hep dalga geçtiler sakin kardeşim Ahmet'e de yakma onla da dalga geçmesinler der ellerinden öptüm' diye bitirir.

Aradan zaman geçer. İngilizler kati netice almak için tüm güçleriyle Gelibolu'ya yüklenirler. Bu cepheyi savunan erlerimiz teker teker şehit düşmüşlerdi.

Bunlara takviye olarak giden yedek kuvvetlerde yeterli olmamış onların sayıları da epey azalmıştı Gelibolu düşmek üzereydi Kınalı Ali'nin komutanı da olayı görüp yerinde duramıyordu. Kendisinin bölüğü henüz sıcak temasa hazır değildi. Onlar yeni gelmişti onları insan bedeninin sungu ve mermilerle orak gibi biçildiği bu yere dua ediyordu... Komutanların bu düşünceli hali gören ve durumun vahametini bilen Kınalı Ali ve arkadaşları komutanlarına yalvar yakar oraya gitmek istediklerini söylerler. Komutanları onları ölüme gönderdiğini bile bile çaresiz gönderir...

Kınalı Ali'nin bölüğünden kimse sağ kalmaz hepsi şehit olmuştur. Aradan zaman geçer. Kınalı Ali'nin ailesine yazdığı mektubun cevabı gelir. Komutanları buruk ve gözleri dolu dolu mektubu açıp okumaya karar verirler. (Bu mektubun aslı Çanakkale müzesinde sergilenmektedir...)

Babası anlatır. Ali' nin. 'Oğlum Ali nasılsın iyi misin gözlerinden öperim selam ederim dedikten sonra öküzü sattık paranın yarısını sana yarısını da cepheye gidecek kardeşine veriyoruz şimdi öküzün yerine tarlayı ben sürüyorum zaten artık zahireye de fazla ihtiyacımız olmadığı için yorulmuyorum da siz sakin bizi merak etmeyin bizi düşünmeyin der koyu akrabalarını anlatır ve mektubu bitirir Ali ananın da sana diyeceği bir şey var'

Anasını anlatır: ' Oğlum Ali yazmışsın ki kafamdaki kınayla dalga geçtiler kardeşime de yakma demişsin kardeşine de yaktım komutanlarına ve arkadaşlarına söyle senle dalga geçmesinler bizde 3 şeye kına yakarlar :

1- Gelinlik kıza gitsin ailesine çocuklarına kurban olsun diye...

2- Kurbanlık koça ALLAH'a kurban olsun diye...

3- Askere giden yiğitlerimize vatana kurban olsun diye...

gözlerinden öper selam ederim ALLAH'a emanet olun...'
Gördüğümü görecekler diye ödüm geriliyor

hardrockcafe
  • Vazgeçilmez Fan
  • *
  • İleti: 2704
  • GıBsoN Les PauL & 0.2 Pena / Mutlu olup unutmaya..
  • Popülerlik: 0
    • My space
Ynt: Çanakkale Şehitlerimiz
« Yanıtla #24 : 25 Eylül 2007, 14:37:38 »
0
ellerine sağlık
Herkes bana vücudumdaki tırnak izlerini soruyor. "Gamze" diyorum onlar, "küçük gamzecikler"... Küçük sevgilinin yaptığı küçük gamzecikler. Tırnaklarında et parçalarım var. Küfürbaz şairlerin mısraları dolaşıyor seninle dolaştığımız her sokakta. "Siktir olup gittiğini" söylüyorlar kafiye gereği...

nonconformıst
  • Vazgeçilmez Fan
  • *
  • İleti: 1768
  • Popülerlik: 0
Ynt: Çanakkale Şehitlerimiz
« Yanıtla #25 : 29 Eylül 2007, 11:13:48 »
0
ÇANAKKALE ŞEHİDLERİNE

 

Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi,

- Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya -
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,

 
Ne hayâsızca tahaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde - gösterdiği vahşetle "Bu: bir Avrupalı"

 
Dedirir - yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi!

 
Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer.

 
Yedi iklîmi cihânın duruyor karşında;
Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!

 
Çehreler başka, lisanlar, deriler, rengârenk.
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.

 
Kimi Hindû, kimi Yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani tâûna da züldür bu rezil istîlâ!

 
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-u asil,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyla sefil,

 
Kustu Mehmed'ciğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.

 
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyet denilen kahpe, hakîkat, yüzsüz.

 
Sonra mel'undaki tahrîbe müvekkel esbâb,
Öyle müthiş ki: eder her bir mülkü harâb.

 

Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı:

 
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.

 
Yerin altında cehennem gibi binlerce lâğam;
Atılan her lâğımın yaktığı: yüzlerce adam.

 
Ölüm indirmede. gökler, ölü püskürmede yer;
O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...

 
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara, vâdîlere sağnak sağnak.

 
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.

 
Veriyor yangını, durmuş da açık sînelere,
Sürü hâlinde gezerken sayısız tayyâre.

 
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdîde güler!..

 
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat imân?

 
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrından râm?
Çünkü te'sis-i ilâhî o metîn istihkâm.

 
Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,
Beşerir azmini tevkîf edemez sun'-ı beşer;

 
Bu göğüslerse Hüdâ'nın ebedî serhaddi;
"O benim sun'-ı bedîim, onu çiğnetme!" dedi.

 
Âsım'ın nesli... Diyordum ya... Nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek.

 

 Şühedâ gövdesi, baksana, dağlar, taşlar...
O, rükû olmasa dünyâda eğilmez başlar,

 
Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor;
Bir hilal uğruna, yâ Rab, ne Güneşler batıyor!

 
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!..
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.

 
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd'i...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi...

 
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"Gömelim gel seni târîhe!" desem, sığmazsın.

 
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb.
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.

 
"Bu, taşındır" diyerek Kâbe'yi diksem başına;
Rûhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;

 
Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ nâmiyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmiyle,

 
Ebr-i nîsânı açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;

 
Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,

 
Türbedârın gibi tâ haşre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebrîz etsem;

 
Tüllenen mağribi, akşamları, sarsam yarana...
Yine birşey yapabildim diyemem hâtırana.

 

 
Sen ki, son ehl-i salîbin kırarak savletini;
Şarkın en sevgili sultânı Selâhâddîn'i,

 
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayrân...
Sen ki, İslâmı kuşatmış, boğuyorken husran;

 
O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki rûhunla berâber gezer ecrâmı adın;

 
Sen ki a'sâra gömülsen taşacaksın... Heyhât!
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...

 
Ey şehîd oğlu, şehîd isteme benden makber,
Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber.


CANAKKALE SEHIDLERINE

 

Suheda gövdesi, bir baksana daglar taslar...

O, ruku olmasa, dünyada egilmez baslar,

 

Vurulmus temiz alnindan uzanmis yatiyor;

Bir hilal ugruna ya Rab, ne günesler batiyor!

 

Ey, bu topraklar icin topraga düsmüs, asker!

Gökten ecdad inerek öpse o pak alni deger.

 

Ne büyüksün ki kanin kurtariyor Tevhid'i...

Bedr'in aslanlari ancak, bu kadar sanli idi...

 

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsin?

"gömelim gel seni tarihe!" desem, sigmazsin.

 

Herc u merc ettigin edvara ya yetmez o kitab...

seni ancak ebediyyetler eder istiab.

 

"Bu, tasindir" diyerek Kabe'yi diksem basina;

Ruhumun vahyini duysam da gecirsem tasina;

 

Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namiyle,

Kanayan lahdine ceksem bütün ecramiyle;

 

Mor bulutlarla acik türbene catsam da tavan;

Yedi kandilli Süreyya'yi uzatsam oradan;

 

Sen bu avizenin altinda, bürünmüs kanina,

Uzanirken gece  mehtabi  getirsem yanina,

 

Türbedarin gibi ta fecre kadar bekletsem;

Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;

 

Tüllenen magribi, aksamlari sarsam yarana...

Yine bir sey yapabildim diyemem hatirana.

 

Sen ki, son ehl-i salibin kirarak savletini,

Sarkin en sevgili sultani Salahaddin'i,

 

Kilic Arslan gibi iclaline ettin hayran...

Sen ki islami kusatmis, doguyorken husran,

 

O demir cemberi gögsünde kirip parcaladin;

Sen ki, ruhunla beraber gezer ecrami adin;

 

Sen ki; a'sara gömülsen tasacaksin... Heyat,

Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat...

 

Ey sehid oglu sehid, isteme benden makber,

Sana agusunu acmis duruyor Peygamber.

 

                                       Mehmet Akif ERSOY
Gördüğümü görecekler diye ödüm geriliyor

nonconformıst
  • Vazgeçilmez Fan
  • *
  • İleti: 1768
  • Popülerlik: 0
Ynt: Çanakkale Şehitlerimiz
« Yanıtla #26 : 29 Eylül 2007, 11:19:29 »
0
 Çanakkale'de ‘Askerler bulutta kayboldu’ efsanesine İngiliz yalanlaması




ÇANAKKALE Savaşları sırasında bir İngiliz bölüğünün, büyük bir bulut kütlesi içinde kaybolduğu iddialarına, 92 yıl sonra bir tanıktan yalanlama geldi. Yok olan bölüğün adını yaşatmak amacıyla İngiltere'de kurulan birliğin üyesi 61 yaşındaki John Crowe, Gelibolu'da savaşan babasının yaralanıp İngiltere'ye döndüğünü, bulut söylentilerinin hurafe olduğunu söyledi.
İngiltere'deki Sandringham Norfolk Gönüllü Askeri Öğrenci Birliği'nin 4 yöneticisiyle 9 öğrencisi, Gelibolu Yarımadası'nda atalarının savaştığı toprakları gezip mezarlarını ziyaret etti. Çanakkale Savaşları'nda İngiliz Kraliyet ordusu'nun Norfolk Alayı'na bağlı Sandringham Bölüğü'nün çıkartma yaptığı Suvla Koyu'nu gezen öğrenciler, Norfolk Alayı askerlerinin mezarlarını tespit ederek, bilgiler alıp fotoğraf çektirdi.
Çanakkale Savaşları sonrası, Yeni Zelandalı bazı askerlerin, ‘Norfolk Alayı'nın 260 mevcutlu Sandringham Bölüğü askerleri, 12 Ağustos 1915 tarihinde Anzak Koyu 60'ıncı Tepe'de büyük bir bulut kütlesinin içinde birdenbire kayboldu’ iddiasını, bu bölükte savaşıp yaralı olarak İngiltere'ye dönmeyi başaran Robert John Crowe'un 61 yaşındaki oğlu John Crowe yalanladı. Babasının 23 yaşındayken Gelibolu Yarımadası'nda savaşa katıldığını anlatan John Crowe, 92 yıl sonra halen konuşulup tartışılan bir konuya açıklık getirmek istediğini söyledi.

“BABAM O BÖLÜKTEYDİ, GERİ DÖNDÜ''

İngiltere'de Norfolk Alayı'nın adını yaşatmak amacıyla kurulan Sandringham Norfolk Gönüllü Askeri Öğrenci Birliği'nin yöneticisi John Crowe, şunları anlattı:
“Babam Robert John Crowe, Norfolk Alayı'na bağlı yüzbaşı Beck yönetimindeki Sandringham Bölüğü'nde yer almış ve Gelibolu'da savaşmış. Babam yaralanıp bir siperin içine düşmüş ve daha sonra diğer askerler kendisini kurtarmış. Savaştan döndükten sonra bize anlattığı anılarında, hiçbir zaman Yeni Zelandalı askerlerin ileri sürdükleri gibi bir bulutun askerleri alıp götürdüğünden söz etmedi. Böyle bir iddiaya ben de inanmıyorum. Gelibolu'da birçok birliklerden insan harbe katıldı ve birçok insan kayboldu, öldü. Bu tür iddialar insanların ilgisini çekmek için ortaya atılıyor. Oysa bulutun hepsini alıp götürdüğü ileri sürülen Sandringham Bölüğü'nden sağ kalan insanlar da var. Bunlardan birisi de babam. Ben de savaşı detaylı şekilde okudum ve araştırdım. Türkler'in çok cesur olduklarını biliyorum. Bu bölgede bin 500 kadar Türk askeri 12 bine yakın İngiliz'i durdurmuş. Türk kahramanlığı hakkında hiçbir şüphem yok. Hatta babam da Türkler'in kahramanlığından sürekli söz ederdi. Ancak bulut olayı mit ve efsaneden ibaret.''

“TARİHÇİLER, REYTİNG İÇİN EFSANELEŞTİRMİŞ''

Sandringham Norfolk Gönüllü Öğrenci Birliği'nin yönetici ve öğrencilerine bölgeyi gezdirerek savaşlarla ilgili bilgi veren Çanakkale Savaşları Tarihçisi ve rehber Kenan Çelik de, konunun bir efsane olduğunu söyledi. Tarihçilerin de gerçeği bilmelerine rağmen reyting amacıyla olayı farklı bir şekilde ele alarak kitaplar yazdıklarını belirten Çelik şöyle konuştu:, “Bu anlatımlara göre İngiltere Kralı 5'inci George, sık sık Sandringham Bölgesine gidiyor. Sonrasında buradaki çeşitli işçilerden Norfolk Alayı için bir bölük oluşturuluyor. Buna Sandringham Bölüğü diyorlar. Bu 260 kişilik bir bölük. Bunların komutanı da yüzbaşı Beck. Daha sonra bunlar Gelibolu'ya geliyor. 12 Ağustos'ta İngilizler Küçük Anafarta Ovası'ndan Teketepeye'ye doğru taarruza kalkıyor. İlerleyerek bu hattı ele geçirmeye çalışıyorlar. Orta hattan ilerledikleri sırada bulutlar geliyor ve askerler bu bulutların içinde kayboluyor. Kral George Çanakkale'de İngiliz Orduları Komutanı Hamilton'a ‘bu bölük benim için önemli’ diyerek işin aslını öğrenmesi için talimat veriyor. Hamilton ise savaş sırasında soruşturamıyor ve bu bölükteki askerler kayıp gibi değerlendiriliyor. Yeni Zelandalı askerler ise olayı Bombatepe'den gördüklerini iddia ediyor. Ama bana göre buna imkan yok. Çünkü Bombatepe dedikleri yerden Anafartalar Ovasının görülmesi imkansız. Muhtemelen İngiliz birlikleri saldırırken, bizim topçu birliğinin açtığı ateş sırasında havada sarımsı renkte sis gibi bir bulut tabakası oluştu ve sonrasında böyle bir iddia ortaya atıldı.''

SANDRİNGHAM EFSANESİ

Gelibolu Yarımadası'ndaki savaşa katılan İngiliz Kraliyet Ordusu'na ait Norfolk Alayı'na bağlı Sandringham Bölüğü'nün, 12 Ağustos 1915 tarihinde Anzak Koyu mevkiindeki 60'ıncı Tepe'de büyük bir bulut kütlesinin içinde kaybolduğu iddia edilmiş, bu olay savaştan sonra çeşitli tarih kitaplarında yerini almıştı. Yeni Zelanda Kıtası'nın 1'inci Sahra Birliği'ne bağlı 3'üncü Bölük'te savaşa katılan F. Reichardt, R. Nevnes ve J.L. Newman adlı üç asker, 50 yıl sonra olayın görgü tanığı olduklarını ileri sürmüş, güneyden esen 70 kilometre hızındaki rüzgara rağmen, yaklaşık 250 metre uzunluğunda, 65 metre yüksekliğinde ve 60 metre genişliğindeki bulut kültesinin, yer değiştirmeden 60'ıncı Tepe üzerinde durduğunu ve İngiliz askerlerinin bu kütlenin içinde kaybolduğunu anlatmışlardı.





« Son Düzenleme: 10 Ekim 2007, 14:16:28 Gönderen: nonconformıst »
Gördüğümü görecekler diye ödüm geriliyor

bassgit_ar
  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 1
  • Popülerlik: 0
Ynt: Çanakkale Şehitlerimiz
« Yanıtla #27 : 14 Ekim 2007, 12:42:55 »
0
arkadaslar  yasar aksan'in bir avuc kan bir avuc toprak CANAKKALE adli bir kitabi var.gercekten okunmasi gereken bir kitap !
SEHITLIK USTUN MAKAM HICBIR PAHA BICILMEZ.KALB'DE IMAN OLDUKCA CANAKKLAE GECILMEZ"
dusunuyorum oyleyse varim peki dusundugum insanin dusundugunu dusunursem!!

punksm
  • Ultra Malt Fan
  • *
  • İleti: 948
  • cıxxx
  • Popülerlik: 0
Ynt: Çanakkale Şehitlerimiz
« Yanıtla #28 : 27 Ekim 2007, 14:04:28 »
0
birinci dünya savaşında kalleş ingilizler ve amerikalılar sayesinde kazandıımız tek cephe olan çanakkale cephesinde şehit olan kahraman askerlerimizi saygıyla anıyoruz şehitler ölmez. :'(
BoğuLurdum Her Sağanakta Yüzmeyi Öğrenmişim Sanki Bugün ...

hakuna_matada
  • Süper Malt Fan
  • *
  • İleti: 209
  • her şey vatan için
  • Popülerlik: 0
Ynt: Çanakkale Şehitlerimiz
« Yanıtla #29 : 08 Kasım 2007, 19:49:54 »
0
onlar bizi ve ailesini düşünüp şehit olmuşşş