MALTrock.biz

:: Malt :: => Malt => Konuyu başlatan: Trade Mad - 09 Şubat 2007, 07:22:48

Başlık: [Yorum] Zaman Gazetesi [08.02.2007]
Gönderen: Trade Mad - 09 Şubat 2007, 07:22:48
(http://medya.zaman.com.tr/2007/02/08/malt.jpg)

Rock'ın 'sentez'lenmemiş hâli  

Füzyondu, sentezdi derken son zamanlarda iyiden iyiye cazla, elektronik müzikle, alaturkayla bulanan rock müzik, en saf ve pür haliyle karşımızda. "Kendi adını taşıyan ilk albümü"nü yayınlayan Malt grubu, herkese tertemiz bir rock vaat ediyor.
 
Karşımızda pek çok insanın ilk duyuşta Arapça sandığı ve 'musikisi itibarıyla' uzun hava sanılabilecek bir parça ve "Olmaz ilaç sine-i sad pareme" şeklinde sözlerle başlayan, saf, pür bir rock albümü var: "Kendi adını taşıyan ilk albüm" Bu orijinal durumu açıklığa kavuşturmak adına; albümü hazırlayan Malt grubunun kurucusu, söz yazarı ve vokalistinin Cenk Durmazel, nam-ı diğer Müebbet Muhabbet ikilisinin Cenk Bey'i olduğunu söylemek kâfi olacaktır.

Daha önce Badluck ve Coverma gruplarıyla müzik çalışmaları yapan Cenk Durmazel, Malt grubunda, Barış Ertunç (gitar), Cenk Turanlı (bas) ve Güray Gürsoy (davul) ile birlikte. Ertunç ve Turanlı, geçen hafta gösterime giren "Barda" filminin müziklerini yapan "Üç nokta bir" grubunun üyeleri aynı zamanda. Güray Gürsoy'un tek grubu Malt olsa da tek işi davul çalmak değil; sinema eğitimi almış biri olarak Malt'ın "Aşkın Gözü" şarkısına çekilen klibini de yönetti kendisi.

Grubun nasıl kurulduğuna dair rivayetler muhtelif. Başta, Cenk Durmazel'in Nişantaşı'ndaki stüdyosunda yaptığı müzik işleri üzerinden para konuşmaktan sıkılması var. Bunun üzerine, "Ben paşa paşa grup kurayım. Para kazanmam; ama en azından konuşmak zorunda da olmam." diyerek diğer arkadaşlara teklif götürmüş. Durmazel'e bakarsanız o yarım ağız bir teklif etmiş, diğerleri hemen atlamışlar. Ancak Barış Ertunç'a göre hadise, bir gece kendilerini dinlemeye gelen Durmazel tarafından sıkıştırılmalarıyla başlıyor. Hadisenin karışıklığından ürken Gürsoy'sa çareyi, "Ben damdan yuvarlandım, aralarına düştüm." demekte buluyor. Konuyu değiştirmek için albümün adını soruyoruz. Bir albümün adı neden "Kendi adını taşıyan ilk albüm" konulur? Cevap Cenk Durmazel'den geliyor: "Bu şekilde anons etmeye çalışan bazı arkadaşlarımızın dilleri dolansın, biz de gülelim diye!".

Aslında albümü dinleyenlerin yüzünden de gülümseme geçmiyor değil. Zira albüm, "Olmaz ilaç sine-i sad pareme" diye başlıyor başlamasına ama devamında da "Aşkın gözü kör olabilir ama inan bana karnı açtır", "Bin bi dolmuşa, sahilden iki dakkada bendesin/ Atla taksiye, paran yoksa yeter ki gel bendensin", "Bana ıslak bir sopa verin/ Elle oynamayayım maç durmasın/ Topuğumu ağzına gömünce/ Lütfen faul olmasın" türünden sözler geliyor. Doğmamış bebeğe seslenen "Portakal" şarkısı ise "Takvim tutturdu diye acele etme" derken Abdürrahim Karakoç'un "Dokuz aylık yolu altmış ayda çek/ Beş sene dolmadan doğma a bebek" dizelerini hatırlatıyor. Bir şarkıda ise hayli âşina sözler duyuluyor: "Birtakım laleler aldım, isyan pazarından/ Arka bahçeler için idealmiş, en sarısından". MFÖ'nün son hiti "Sarı Laleler"i andıran sözler için Durmazel, "Bu bir gönderme değil. Sadece onların yazdığı bir şeyi başka bir şekilde kullanmak. Dolayısıyla ancak verdikleri ilhamdan dolayı teşekkür edebilirim." diyor. Yıllar önce merhum Gökhan Semiz de Grup Vitamin'le buna benzer bir çalışma yapmıştı. Vitamin'in pop müzik için yaptığı, sağlam bir müzikle bilindik kalıpları kıran sözleri buluşturma işini Malt'ın rock müzik için yaptığını söyleyebilir miyiz? sorusunu Durmazel şöyle cevaplıyor: "O kadar devrimci değiliz yahu! Malt'ın sakin bir anlatımı var. Lafı döndürüp dolaştırayım; karşımdaki postaneyi anlatmak için 'şuradan sağa sap, oradan yukarı çık' diyeyim derdinde değiliz. 'Bak karşıda' diyoruz. Alışık olunan sözler ne ki? Müthiş bir mecaz bulamacı içindeki sözler mi? Onlardan hiçbir zaman hoşlanmadım. Bir netlik olması lazım ama ahkam kesmeden. Önemli olan uzun uzun konuşmak değil kısa konuşup çok şey anlatmak." Ve gülerek ekliyor: "Başkaları yapamaz o ayrı!"

Durmazel'in mecaz için kullandığı bulamaç tabiri müziği de kapsıyor aslında. Bir yandan baslar, bir yandan darbukaların rağbette olduğu bir dönemde, dinleyiciden önce kendilerinin böyle bir müziğe ihtiyaçları olduğunu düşünüyorlar. "Farklı türlerde müzikler dinliyoruz ama yaparken türleri birbirine karıştırmıyoruz." diyor Ertunç. Çünkü bu projenin adı baştan konmuş; yol müziği olacak, pozitif enerji olacak! Ne diyelim; yolları açık, enerjileri bol olsun...
 
Elif Tunca / Zaman Gazetesi
Başlık: Ynt: [Yorum] Zaman Gazetesi [08.02.2007]
Gönderen: eylül - 09 Şubat 2007, 14:06:38
ben de var bu :)
Başlık: Ynt: [Yorum] Zaman Gazetesi [08.02.2007]
Gönderen: ZimDeath - 09 Şubat 2007, 16:58:35
Grubun klbini görüp incelerken baya şey anllattı bu yorum.Güzel olmuş...
Cenk Bey'i bir zamanlar Blue Jean'de dalga geçiyor sanmıştım(Erdem Bey ile birlikte), rock albümü yaptığını duyduğumda =)
Meğer fazlası varmış...Öğrenmiş olduk,güzel oldu...

Edinmek gerek albümü =)
Başlık: Ynt: [Yorum] Zaman Gazetesi [08.02.2007]
Gönderen: KoRNBaN - 19 Mart 2007, 19:22:38
Zaman gazetesi vay be önyargılarımı yıktı attı :)
Başlık: Ynt: [Yorum] Zaman Gazetesi [08.02.2007]
Gönderen: therockula - 20 Mart 2007, 15:36:06
Zaman gazetesi vay be önyargılarımı yıktı attı :)

yok o kadar da değil... hepsini yıkmasın. ;)
Başlık: Ynt: [Yorum] Zaman Gazetesi [08.02.2007]
Gönderen: festivalboy - 04 Nisan 2007, 22:35:49
bence artık herkes yasanılan ortamın global olduunu anladı..bence farklı renklerin biraraya gelerek bir gokkusagı olusturması gibi bişey.sonucta artık nefes nefese yasıyoruz.zamanın da bu tur konuları takip etmesi globalliğin ve içiçeliğn getirdiği bi olay...ama ynede kriteri belii olan bi gaztenin bole bi haber yapması gusel..ama ynede zamanla ilgili tam bilgiyi orenmek lazım...
Başlık: Ynt: [Yorum] Zaman Gazetesi [08.02.2007]
Gönderen: heidi - 12 Nisan 2007, 20:37:56
ben ce de önyargılarının hepsini yıkmasın!ben yazıyı okuyunca neden bole bişey yazdıklarını ya da maltı neden seçtiklerini anladım sanırım.aşkın gözü şarkısındaki "Olmaz ilaç sine-i sad pareme" bölümü onlara yakın geldi büyük bi ihtimalle(ne demek istediğim az çok anlamışsınızdır ;) ) hazır bişeyler yazmışken grubu tanıtalım falan olmuşlardır.
ben o düşüncedeki insanların globalleşeceklerini zannetmiyorum...
Başlık: Ynt: [Yorum] Zaman Gazetesi [08.02.2007]
Gönderen: yldz - 12 Nisan 2007, 20:58:18
arkadaslar konuyu tek boyutlu incelemeyelim lutfen festival boy a katiliyorum globallesmenin getirdigi guzelliklerden biri ama heidi sana katilmiyorum biraz abartmissin dogru neye hangi kitleye hitap ettigi bellidir de sirf o cumle gibi biseyden roportaj yapmak istemezler yani eger bu gibi seylerden yola ciksalar mor ve otesi  bulutsuzluk ozlemi gibi gruplarla roportaj yapmazlardi sonucta ;)
Başlık: Ynt: [Yorum] Zaman Gazetesi [08.02.2007]
Gönderen: Silence - 12 Nisan 2007, 22:54:47
konu MALT arkadaşlar ;)
Başlık: Ynt: [Yorum] Zaman Gazetesi [08.02.2007]
Gönderen: Archellius - 12 Mayıs 2007, 14:26:51
Önyargıları yenmeli bence.
Rock ve türevlerini boş gürültü bulan insanlara ön yargılı olduklarını söylüyoruz ama bakın biz de önyargılıyız.
Başlık: Ynt: [Yorum] Zaman Gazetesi [08.02.2007]
Gönderen: EFE_STYLE - 18 Mayıs 2007, 14:56:44
walla şaşırmadım desem herhalde yalan söylemiş olurum
çok şaşırdım
bence zaman gazetesi insanlara şirin gözükmek için böyle şeyler yapıyo
asıl niyetlerini hala gizli tutuyolar bence
Başlık: Ynt: [Yorum] Zaman Gazetesi [08.02.2007]
Gönderen: husogitar - 28 Mayıs 2007, 23:10:00
okudm ben buna ya
Başlık: Ynt: [Yorum] Zaman Gazetesi [08.02.2007]
Gönderen: kimnebilsinbeni - 28 Temmuz 2007, 16:57:17
o yazar postalanmamış ve inanır mısınız bir de pentagramla ilgili şöyle bir haber yapmış :)

http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=569608

'Gürültü çıkarmaya devam edeceğiz' 
Artık 20 yaşına gelmiş, olgun bir grup Pentagram. Uzun süredir pek sesi soluğu duyulmasa da bu akşam Kuruçeşme Arena'daki konserle 20. yaşını kutlayacak ve bundan sonra da 'gürültü çıkarmaya devam edecek'.
 
Sert müzik yapan adamlardan sert tavırlar beklenir. Bu hesapça, Pentagram üyeleriyle provaları sonrası kendi stüdyolarında yapacağımız röportaja tam bir buçuk saat geç kaldığımızda en iyimser ihtimalle sıkkın ve bezgin yüzlerle karşılaşmak şaşırtıcı olmayacaktı. Gelin görün ki başta yardımcıları Uğur Bey olmak üzere Hakan Utangaç (gitar) ve Tarkan Gözübüyük (bas gitar) gayet mütebessim çehrelerle karşıladılar bizi. Ardından Metin Türkcan (gitar) katıldı. Tabii geç kalmakla Cenk Ünnü'yü (davul) kaçırmıştık! Vokalist Murat İlkan'sa provaya gelmediği için söyleşiye de katılamıyordu.

Grup üyelerinin 7 yıl önce kendi elleriyle stüdyoya dönüştürdüğü mekanda oturunca ilk soru kendiliğinden geldi: Yirmi yıl, üstelik Türkiye'de pek de yaygın olmayan bir türde, heavy metal tarzda müzik yapan bir grup için nasıl geçmişti? Hakan Utangaç ve Cenk Ünnü, aslında daha önce, 1984'te hevesli liseliler olarak bu işe kalkışmışlardı. Ankara'dan Tarkan Gözübüyük'ün katılımıyla Pentagram'ın temelleri atılmış, düğün salonlarında konserler verilmiş, ilk kez böyle bir müzik duyan kimi dinleyiciler koltukları parçalamış, salon sahipleri de zararı gruba karşılatmıştı. Daha sonraları grup Türkçe sözlerle albüm yapıp çok daha geniş kesimlere ulaşacak, yurtdışındaki albüm ve konserlerle de yabancı fanatiklere sahip olacaktı. Bütün bunlar -klasik tabirle- film şeridi gibi akıp giderken Utangaç, "Sorunca fark ediyorum 20 yıl olduğunu. Bana iki aymış gibi geliyor." diyerek gülüyor: "5 tane adamın bu işi inatla yapmasının arkasında ne olduğunu ben de bilemiyorum. Ama bir sürü farklı insanla şarkılarımızı söylemek ve sahnede günlük konuşma dilini kullanmadan çığlıklarla anlaşmak işin en büyülü tarafı bence!" Maziyi ise Tarkan Gözübüyük anlatıyor: "Etkilendiğimiz müzik akımları Türkiye'de popüler değildi. Yaptığımız işi sınırlı bir kesim takip ediyordu. Fırsat buldukça konser verip Unkapanı'nda plakçıların kapısını inatla aşındırıyorduk. Fakat devam edebilmemiz için Amerika veya Avrupa'ya göçmek gerek gibi görünüyordu."

Tereciye tere satamayız

Bu ümitsizlikten olsa gerek; grup daha en baştan yurtdışı hedefini koyup ona göre çalışmıştı. Zira Gözübüyük'e göre 80'ler Türkiye'sinde metal grubu kurmak, 'astronot veya ninja olmayı hayal etmeye benziyor'du. Ama onlar inat ettiler ve Utangaç'ın da dediği gibi, Türkiye'de de bu işin yapılabileceğini gösterdiler. Özellikle de 'buraların sesiyle'.

Pentagram, nasıl varlığını koruyup Türkiye'de de heavy metal yapılacağını gösterdiyse Anadolu'ya has sesleri ve bilge sözleri de müziğine katıp bu sözlerle bu müziğin, aslında iki ayrı tarzın, iki ayrı kültürün çatışmadığını da gösterdi. Bu özel kesişimi yakalama hikayelerini Utangaç şöyle anlatıyor: "Yurtdışında ilk çalmaya başladığımızda Danimarka'da üç konser verdik ve oradan döndüğümüzde müziğimizde de kişiliğimizde de bir değişime uğradık. Çünkü o döneme kadar daha çok Batı fyorumunda müzik yapmıştık ve orada yaptığımız, tereciye tere satmak gibi geldi bize. Dönünce kendi iç sesimizi ve buranın müziğini katarak oluşturduğumuz Anatolia albümü var mesela." Anatolia'da bu toprakların ortak birikimi üzerine yazılan sözler, 2001'de yayınlanan son albüm "Bir"de adeta vahdet-i vücud'a işaret eden sözlerle ve alttan alta hep beslenen bir damar olarak türkülerle devam etti. Gözübüyük, bu anlamda Pentagram sözlerinin geleneksel heavy metal sözlerinden hayli farklı olduğunu söyleyerek, "Bizimki kadar mistik bir pencereden bakarak yazılan sözler yok bu türde." diyor. Utangaç'a göreyse bu farklılığın bir sebebi de 'sokağın sesini bilmeleri'.

Grup, 20. yılında pek çok şehirde dinleyicileriyle buluştu. Finalse bu akşam Kuruçeşme Arena'da. Öngruplar Disenchant, Saint'n'Sinners, Nitro ve Çilekeş'ten sonra sahneye gelecek olan Pentagram'a eski üyelerinden Ogün Sanlısoy, Mor ve Ötesi'nden Kerem Özyeğen ve neyzen İlhan Barutçu eşlik edecek. Grubun planları arasında bu konseri ve 20 yılı anlatan bir belgesellerini DVD olarak yayınlamak var. Ondan sonra da elbette yeni bir albüm; Utangaç müjdeyi veriyor: "Gürültü çıkarmaya devam edeceğiz!"

Pentagram bir aile

Pentagram, ters dönmüş bir yıldız olarak Anadolu'da aileyi temsil eden motiflerden biri. En azından onlar gruba isim olarak beğenirken bu yüzden tercih etmişler. Ancak aynı isimde başka gruplar olduğundan yurtdışı çalışmaları için farklı bir isim kullanıyorlar: Mezarkabul! Maalesef bunun Pentagram gibi bir anlamı da yok; "Bir isim bulalım ki kimse kullanmasın." demişler.
 
Elif Tunca - Ali Pektaş
Başlık: Ynt: [Yorum] Zaman Gazetesi [08.02.2007]
Gönderen: anemos - 01 Ağustos 2007, 01:59:24
kimin on yargiyla davrandigi aleni ortada...fazla soze gerek yok!(komik duruma dusmemek onemli olan degil mi arkadaslar?)
tebrik ediyorum zaman gazetesini sasirmadim zira cizgisi muhafzakar olabilir ama unutmayin muzikte evrenseldir yani bu su demek her kesimden insan her turlu muzigi dinleyebilir...! anlayana
bu arada soylesi harika...uslup muhtesem eminim ki malti bu kadar iyi ifade eden bir haber yapilmamistir!
saygilar...
Başlık: Ynt: [Yorum] Zaman Gazetesi [08.02.2007]
Gönderen: kardelen - 03 Ağustos 2007, 14:38:18
En tehlikelisi bu işte.Takım elbise giymiş ve dişlerini fırçalamış bir kurdun kuzuya o kadar da tehlikeli görünmemeye başlaması.Müzikle nasıl da aynı dilde konuşabildiğimizi biliyorum.Hoşgörüyü üzerinde tartıştığımız konuya uygulamayı da denedim.Bunu insan kavramı üzerinden okumaya çalıştım.Ama bu kadar basit değil.Adalet tanrıçasına tecavüz eder gibi cumhuriyetin altını kazımaya çalışıyorlar ve bunu gerçekleştirdiklerinde dostlarım,kendini apartman zanneden iskambilden evler gibi ,kıçını kurtaran namussuzlar hariç hep birlikte bir zalime satılacağız.Çok bildiğimi ya da en doğrusunu bildiğimi söylemiyorum,özellikle de onyedi yaşındayken.Ama bunu gördüm,böyle bildim ve ne yazık ki doğru söylüyorum.
Başlık: Ynt: [Yorum] Zaman Gazetesi [08.02.2007]
Gönderen: lanetlipire - 11 Ağustos 2007, 19:54:38
zaman gazetesinin böyle şeyler yazacağını bilmezdim her sabah dükkanımızı açmaya geldiğimde kapının önünde bulur içerde kaldırır koyardım bi köşeye demekki okumak lazımmış :)
Başlık: Ynt: [Yorum] Zaman Gazetesi [08.02.2007]
Gönderen: EFE_STYLE - 11 Ağustos 2007, 20:37:48
En tehlikelisi bu işte.Takım elbise giymiş ve dişlerini fırçalamış bir kurdun kuzuya o kadar da tehlikeli görünmemeye başlaması.Müzikle nasıl da aynı dilde konuşabildiğimizi biliyorum.Hoşgörüyü üzerinde tartıştığımız konuya uygulamayı da denedim.Bunu insan kavramı üzerinden okumaya çalıştım.Ama bu kadar basit değil.Adalet tanrıçasına tecavüz eder gibi cumhuriyetin altını kazımaya çalışıyorlar ve bunu gerçekleştirdiklerinde dostlarım,kendini apartman zanneden iskambilden evler gibi ,kıçını kurtaran namussuzlar hariç hep birlikte bir zalime satılacağız.Çok bildiğimi ya da en doğrusunu bildiğimi söylemiyorum,özellikle de onyedi yaşındayken.Ama bunu gördüm,böyle bildim ve ne yazık ki doğru söylüyorum.


bu konuda sana katılıyorum arkadaşım
Başlık: Ynt: [Yorum] Zaman Gazetesi [08.02.2007]
Gönderen: alicetin - 11 Ağustos 2007, 20:40:02
En tehlikelisi bu işte.Takım elbise giymiş ve dişlerini fırçalamış bir kurdun kuzuya o kadar da tehlikeli görünmemeye başlaması.Müzikle nasıl da aynı dilde konuşabildiğimizi biliyorum.Hoşgörüyü üzerinde tartıştığımız konuya uygulamayı da denedim.Bunu insan kavramı üzerinden okumaya çalıştım.Ama bu kadar basit değil.Adalet tanrıçasına tecavüz eder gibi cumhuriyetin altını kazımaya çalışıyorlar ve bunu gerçekleştirdiklerinde dostlarım,kendini apartman zanneden iskambilden evler gibi ,kıçını kurtaran namussuzlar hariç hep birlikte bir zalime satılacağız.Çok bildiğimi ya da en doğrusunu bildiğimi söylemiyorum,özellikle de onyedi yaşındayken.Ama bunu gördüm,böyle bildim ve ne yazık ki doğru söylüyorum.


bu konuda sana katılıyorum arkadaşım
hani konuşulmayacaktı böyle konular burada :( dedikleriniz de çok haklı olsanız da
Başlık: Ynt: [Yorum] Zaman Gazetesi [08.02.2007]
Gönderen: kardelen - 11 Ağustos 2007, 20:51:31
seslendiğin yerlerden cevap gelmesi hoş bir duyguymuş,efe ve aliçetin'e teşekkürler!demek istediğini çok iyi anladım aliçetin inan ben de tartışmalara eşlik eden huzursuz ortamlardan hiç hoşlanmıyorum ama bu konuda sessiz kalamazdım.yine de hepimiz müzik için buradayız bunu unutmamak gerek.
Başlık: Ynt: [Yorum] Zaman Gazetesi [08.02.2007]
Gönderen: alicetin - 11 Ağustos 2007, 20:57:22
önemli değil yahu.evet hepimiz müzik için burdayız. o yüzden başka birşey konuşmayalım.neyse kapandı zaten konu
Başlık: Ynt: [Yorum] Zaman Gazetesi [08.02.2007]
Gönderen: inaneren55 - 14 Ağustos 2007, 23:06:05
Ne olursa olsun bir şeyler yazacağım.Kovulsam bilee.
Sizce de çok açık değil mi? Ben ilk cümleden itibaren 2 yazıda da aynı duyguyu,isteği,amacı gördüm.globalleştik dediğimiz olayları uyguladıklarını gösterdikleri nurlu,beyaz,kutsal vb. bir maske takıyorlar.Malt,Pentagram ve onların röportaj yaptığı tüm gruplar başarılarıyla piyasada bulunan,sevilen,dinlenen,tutulan ve dünyanın yeni tutkusu Rock ve dalları üzerine gruplar değiller mi?Yani demek istediğim bu piyasa kafasıyla giden bir maske takıyorlar ve piyasaya mıknatıslık yapmaya çıkıyorlar.Çoğu kişinin yorumu “Zaman gazetesinden bunu beklemezdim şaşırdım valla” idi.Ve onlar bu yazılarıyazarken aa Zaman gazetesinde bunlar da varmış hadi sitesine üye olalım hadi Gazeteye üye olalım derken köşeyi dönüyorlar ama yaşayan birer hastalık saçan cesete dönüşüyorlar…16 yaşımdayım..daha yolun başındayım ama bunlar heryerde karşıma çıkıyor.demekki bir örümcek gibi heryeri sardılar.Ben gazeteye üyeliği bırakın hazır su almakiçin abonelik nedir bilmem giderim varsa alırım yoksa ararım ama gazete üyeliğini 5-6 yıl önce duymaya başladım ki bu da Türkiye’nin globalleştiğini gösterir(!).Ya da biz öyle sanıyoruz.Artık uyanmalıyız!Ya el çekecekler ya da çektireceğiz.
Başlık: Ynt: [Yorum] Zaman Gazetesi [08.02.2007]
Gönderen: kimnebilsinbeni - 03 Ekim 2007, 08:30:10
sevgili genç arkadaşlarım,

önyargı sahibi olmak için 15,16,17 hakikaten pek erken değil mi sizce de? gerçekten bir takiyye uğruna bir gazetenin koskoca hem de kültür sanat gibi en prestijli sayfası heba edilir mi? diyelim ki sisteme itimadınız yok; en azından bu haberleri yapan ve yayınlanmasında mahzur görmeyen kişilerin sağlam bir müzik kulağı, sağlam bir müzik zevki olabileceği ihtimalini bile kabul edemeyecek kadar kabuk bağlamış fikirlere mi sahipsiniz? yahu burada fan sitesindesiniz; bir sorun bakalım cenk ağabeyinize onunla röportaj yapan bu elif tunca ne menem bir hatunmuş? takiyye sezmiş mi mesela sorularında cenk bey? ya da pentagram'dan hakan utangaç'a bir mail atın bakalım; zaman gazetesinden sizinle görüşen iki tip varmış, ne ola ki? diye. kesmezse, hatta en güzeli bence, siz tanımaya çalışın bakalım kimmiş bu insanlar? bir gün telefon açın gazeteye, elif tuncayla ya da ali pektaşla konuşun bakalım, neymiş amaçları bu insanların? bir de ipucu vereyim mi; insan takiyye yapmak için pentagram konserinde iki saat zıplaya zıplaya bağıra çağıra yırtınmaz. benden duymuş olmayın ama ben bu ablayı ve abiyi, yanlarında biri daha olacak vaziyette kuruçeşme'deki konserde aynen bu halde gördüm!

öpüldünüz arkadaşlar
Başlık: Ynt: [Yorum] Zaman Gazetesi [08.02.2007]
Gönderen: inaneren55 - 03 Ekim 2007, 17:38:54
yazanlardan açıkça anlaşılıyor :D